© 2025 İlkses Gazetesi
İMEAK İzmir Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Öztürk, 4’üncü kez başkanlığa aday olduğunu açıklarken, deniz ticaretinin savaşlar, enerji krizi ve iklim değişikliği nedeniyle ağır risklerle karşı karşıya olduğunu söyledi
İMEAK İzmir Deniz Ticaret Odası’nın Ağustos Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Argun Gündüç’ün idaresinde gerçekleştirildi. Toplantıda denizcilik sektörünün gündemindeki küresel gelişmeler, Karadeniz’de devam eden savaşın gemi ve denizciler üzerindeki etkileri, Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlikler ile iklim değişikliğinin denizcilik sektörüne yansımaları ele alındı.
Toplantının en dikkat çeken gündemlerinden biri ise Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk’ün 4’üncü dönem için adaylığını açıklaması oldu. Öztürk, “Şu andaki durumda yönetim kurulu başkan adaylığına adayım” diyerek seçim sürecine ilişkin mesaj verdi.

Ege Bölgesi’nde yaşanan orman yangınlarına ve artan sıcaklıklara dikkat çeken Yusuf Öztürk, çevre güvenliğinin İzmir açısından yalnızca ormanlarla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyerek, “İzmir gibi denizle iç içe yaşayan bir kent açısından çevre güvenliğini yalnızca ormanlarımız ve kıyılarımız üzerinden değerlendirmemek gerekiyor. İklim değişikliği ve aşırı hava olayları; turizmden deniz ulaşımına, marinacılıktan kıyı ekonomisine kadar denizcilik sektörünün her alanını doğrudan etkiliyor” sözlerine dikkat çekti. Çevre ve eğitim başlıklarının denizcilik sektörünün geleceği açısından önemli gelişmeler olduğunu kaydeden Öztürk, “Ormanlarımızı, yerleşim alanlarımızı ve doğal varlıklarımızı korumak hepimizin ortak sorumluluğudur” mesajını iletti.
Karadeniz’deki savaş ortamının gemiler ve denizciler üzerindeki etkilerine değinen Öztürk, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 200 geminin çeşitli saldırı ve güvenlik tehditleriyle karşı karşıya kaldığını açıklayarak, “Ticari gemilerin ve denizcilerin çatışmaların tarafı olmadığını bir kez daha vurguluyoruz… Denizlerin yeniden güvenli ve öngörülebilir hale getirilmesi gerekiyor. Savaşın başlamasından bu yana Karadeniz’de 200’e yakın geminin çeşitli saldırı ve güvenlik tehditleriyle karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Her geçen gün yaralanan denizcilerin sayısı da artıyor. Önceliğimiz insan hayatıdır. Gemi insanlarının sağlığı ve güvenliği bizim için her şeyden önemlidir” dedi. Savaşın deniz ticaretinde zincirleme etkilere yol açtığını söyleyen Öztürk, birçok geminin artık Karadeniz limanlarına gitmek istemediğini söyledi. Bölgede tahıl sevkiyatının ve gelecek hasat döneminin nasıl şekilleneceğinin belirsizliğini koruduğunu kaydeden Öztürk, Tahıl Koridoru’na ilişkin gelişmelerin de henüz netlik kazanmadığını dile getirdi. Mayın tehdidi ile yükselen sigorta maliyetlerinin tehlikeyi daha da büyüttüğünü hatırlatan Öztürk, “Ukrayna ve Rusya’ya çalışan şirketler açısından savaşın başlangıcından bu yana istikrarlı bir operasyon ortamından söz etmek mümkün değil. Son gelişmeler, sürecin daha da sıkıntılı bir hâle gelebileceğini gösteriyor” sözlerini gündeme taşıdı. Karadeniz’in Türkiye’nin deniz ticaretindeki önemine işaret eden Öztürk, “Her şeyin daha iyiye gitmesini ümit ediyorum. Çünkü Karadeniz, deniz ticaretimiz açısından son derece önemli bir faaliyet alanıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Dünya deniz ticaretindeki risklerin yalnızca Karadeniz’le sınırlı olmadığını vurgulayan Öztürk, Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin de önemli ticaret güzergâhlarını tehdit ettiğini söyleyerek, “Hem güneyde hem kuzeyde ciddi sıkıntılar yaşanıyor ve alternatif güzergahlar giderek azalıyor. Hürmüz Boğazı’nın geleceğinin ne olacağını bilmiyoruz. Bir gün kapatılacağı, başka bir gün ise abluka uygulanacağı söyleniyor. Bu nedenle sürecin nasıl ilerleyeceğini öngörmekte güçlük çekiyoruz” ifadelerini ele aldı. Kızıldeniz güzergahındaki belirsizlik nedeniyle çok sayıda geminin Afrika’nın güneyinden dolaşmayı sürdürdüğünü belirten Öztürk, bu durumun transit sürelerini uzattığını ve navlun maliyetlerini yüksek tuttuğunu ifade etti. Tankerlerin günlük kira bedellerindeki artışa dikkat çeken Öztürk, “Günlük kira bedeli yaklaşık 5 bin dolar olan tankerlerin ücretlerinin 225 bin dolara kadar yükseldiğini dikkate aldığımızda, taşımacılığın ne kadar pahalı hale geldiği daha açık biçimde görülüyor” bilgisini paylaştı. Enerji ve yakıt tedarikinin Türkiye açısından kritik önem taşıdığını söyleyen Öztürk, doğal gazın konutların yanı sıra sanayide de yoğun şekilde kullanıldığını hatırlattı. Enerji taşıyan yüzlerce geminin faaliyetlerinin bölgesel gelişmelerden etkilenebileceğini belirten Öztürk, “Kış hemen önümüzde. Bölgedeki gelişmelerin nasıl ilerleyeceğini bilmiyoruz ancak her türlü ihtimale karşı hazırlıklı olunması gerekiyor. Bu, yalnızca belirli bir sektörü değil, ülke ekonomisinin tamamını sarsabilecek bir gelişmedir” uyarısında bulundu.
Öte yandan meclis toplantısında Başkan Öztürk, 4’üncü defa Yönetim Kurulu Başkanlığını açıkladı. “Hiçbir şey bizim elimizde değil” diyen Öztürk, şunları ekledi: “Eğer İzmir’e herhangi bir aday, bizim ekibimiz hariç, gelse başımızın üstünde yeri var. Biz çalışmalarımıza devam ediyoruz. Olsa da olur, olmasa da olur. Biz yapacağımızı yaptık. Daha fazla yapabileceğimiz şeyler için üyelerimizin, o gün de söylediğim gibi, teveccühü lazım. ‘Devam edin’ derlerse devam etmeye de karar verirsek, eğitim ve öğretmeye devam edeceğiz. Aklımızda şu soru var: ‘Yahu, başkan oldun da ne oldu? Bir gün soruyorsunuz. Bir kuruş menfaat elde ettin mi? Bir tane fazla iş aldın mı?’ Olan işlerimi kaybettim arkadaşlar, ben size söyleyeyim. Olan işlerimi kaybettim. Ama çok şükür ayaktayız. Demek ki bizi seven arkadaşlarımızın desteğiyle bugüne kadar geldik. Bundan sonrası için de dediğim gibi, eğer bir aday çıkarsa ekibimizle buradayız. Yusuf bu ekibin içerisinde olur, olmaz bilmiyorum ama şu andaki durumda yönetim kurulu başkan adaylığına adayım.”
Kaynak: SULTAN GÜMÜŞ KAYA
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.